• Merhaba! Ziyaretçi Hoşgeldin!
    Ne yani, anlaşarak mı evleneceğiz, diyebilirsin... Anlaşmadan, beğenmeden evlenmek mümkün mü? Tabi ki birbirinizi tanıyacak, beğenecek ve anlaştığınıza emin olduktan sonra evlilik kararı vereceksiniz... İlk adımı Buradan Üye Olarak siz atın. Belkide mutluluk size bir tık kadar yakın...

ad@min

Yönetici
Takipçiler
1
Türkiye'de her yöre kendi kültürel dokusuna uygun evlenme biçimlerini tercih ettiği için yöresel evlilikler özellikle tören, töre, adet, gelenek, görenekler açısından çeşitlilik arz etmektedir.

İşte Kayseri ilinin düğün gelenek ve görenekleri

1- DÜĞÜN ÖNCESİ


Görücülük-Dünürcülük
Görücülük usulüyle yapılacak evliliklerde genellikle oğlunu evlendirmek isteyen anne erken saatlerde tavsiye edilen kızın evine gider. Kapıyı açan kişiye “misafir kabul ediyor musunuz?” diye sorar. Kayseri’de çat kapı görücülerin gelmesi adet olduğundan evde yetişkin kızı olan aileler bu durumlar için hazırdırlar. Kız evi misafiri içeri davet eder. Kızın misafirlere hoş geldiniz demesinden sonra kızdan su istenir. Amaç dışarı çıkan kızın tekrar içeri çağrılmasıdır. Kızın tavrı ve terbiyesi dışında evin tertibi, düzeni ve temizliğine de bakılır. Görücü gelenlere kahve ikramı olamadığı için bu durum kısa tutulur. Eğer erkek tarafı kızı beğenmişse aile büyükleri ile tekrar gelinir ve damadı kendilerini tanıtan sözlerle tanışma sağlanır. Kızın annesi de mehil ister. Kısmetse akraba oluruz diye cevap verir. Günümüzde erkek tarafı kızı beğenirse evden çıkarken kız evini kendilerini araştırmaları için kart verirler. Kız evinin araştırması tamamlanınca erkek tarafının kadınları kız evine giderek dünürümüzü salalım mı diye sorarak tarih istenir. Ancak kız vermeyeceklerse kız kaç yaşında olursa olsun bir reddetme klişesi olarak kızımız küçük cevabını verirler.

Söz Kesme-Dünür Kahvesi Almak
Kız ve erkek evinin kesin kararı neticesinde erkek evinden dede, amca, dayı, baba ve diğer yakın akrabalardan oluşan erkekler topluluğu söz kesmeye giderler. Kız evine daha önceden kahve, şeker vs. Gönderilir. Kızın babasından “Allah’ın emri Peygamberin kavli ile” kız istenir. Bazen baba süre ister. Erkek tarafı dışarı çıkıp sonradan tekrar gelir ve teklifini tekrarlayarak kesin söz ister. Söz esnasında getirilen imama tarafından dua okunur ve hayırlı olması istenir. Kahveler de içildikten sonra topluluk dağılır. Söz kahvesi önemlidir. O mahallede kahveyi kim güzel pişirirse o çağırılır ve kahve pişirene yüklü bahşiş verilir. O da aldığı parayı kızın çeyizine bırakır. Bu adettendir.

Kalın Duası
Söz kesildikten sonra ki Cuma günü kızın ve oğlanın babası tanıdıklara haber verip “yarın kalın duasına buyurun” derler. Bu davet okuyucu vasıtası ile yapılır. Kız ve oğlan tarafı ayrı ayrı okuyucu tutarlar. Cumartesi akşamı davetliler kız evinde toplanırlar.
Kahveden sonra ve ailenin bir büyüğü tarafından dua edilir. Daha sonra taraflar maddi güçlerine göre gelin kızın “mehr-i mahır’ını” ve “mehr-i muaccel’ini kararlaştırırlar. Genelde b ir çift burma altın bilezik, beşibirlik altın Mahmudiye altını, üzeri altınlı fes, elmas küpe on beş cm eninde bir altın bilezik bulunur. Kız evinin isteğine göre bu takılara Ata veya Reşat 100 kadar altından oluşan fişeklikte eklenir. Ayrıca kızın şerbette giyineceği de erkek tarafı alır. Taraflar arasında anlaşma yapılırsa alım gücüne göre ayarlama yapılır. Alınan hediyeler ve erkek evinin akrabaları tarafından alınan saçık denilen hediyeler Pazartesi sabahı kız evine yollanır. Bazen birlikte çocuklar ve davul-zurna eşliği vardır. Bir kişi de ortası soğan çiçekleri ile süslenmiş bir tepsi baklava götürülür. Bu eşya ve hediyelerin yanında bolluğu ve bereketi temsil etsin diye ekmek gönderilir. En çok bahşiş ekmekçiye verilir.
Kız evi, eşyaların geldiğini konu komşuya akrabalara haber verir. “Şerbetlik geldi, gelin bakın” der ve eşyaları herkese gösterir.

Şerbet-Yapuk Bürtüme veya Nişan
Şerbet günü erkek evi tarafından kız evine şerbet için malzeme gönderilir. Kız ve oğlan evi davetlileri öğle ezanından itibaren toplanırlar törene gelen herkes kıza tülbent getirir. Bu zaman içerisinde eşarba dönüşmüştür. Gelin kız topluluğunun ortasında durur ve gelen misafirler tülbentleri gelinin başına atarlar. Bu nedenle şerbet töreni yapuk bürütme olarak da adlandırılır. Davetliler tef eşliğinde çalıp söylerler. Çeşitli oyunlar oynanır. Kızlardan birinin erkek kılığına girdiği keloğlan oyunu, iğde oyunu bu oyunlardan bir kaçıdır. Bu oyunlardan sonra erkek evinden yaşlı bir kadın “gelin kızımı getirin” der. Gelin, önce erkek evinden gelenlerin sonra kendi tarafının ellerini öper. Bu arada gelin kıza bir arkadaşı eşlik eder.

El öpme işi bittikten sonra kız odanın ortasına getirilir. Önce kayınvalidesinin hediyesi olmak üzere bütün takılar sahibinin adı söylenerek takılır. Daha sonra kayınvalide nikâh yüzüklerini getirir ve geline takılır. Yüzük takıldıktan sonra dışarıya çıkan kızın ardından çeşitli maniler, türküler söylenir.

Sonra şerbet ikramı yapılır. Şerbetten bir sürahi de damada gönderilir. Şerbet göreni esnasında damadın arkadaşlarından birisi eğer kız evinden bir şey çalarsa, damat bahşiş ya da ziyafet vermek zorundadır.

Dünür Gezmesi-Dünürlük Çağırma Derintisi
Şerbet töreninden birkaç gün sonra başlar. Eskiden sabah, öğlen sonu veya akşam yapılırken, günümüzde akşam yapılmaktadır. Çeşitli yemekler yapılır. Gelin kız gittiği her eve kendine alınan elbiseleri götürü ve giyer. Her seferinde el öper.

Çeyiz serilmesi
Kızın çeyizi erkek evine gitmeden önce çeyizle birlikte erkek evinden çeşitli vesilerle gelen hediyeler sergilenir. Bu çeyiz sergileme kınadan birkaç gün önce yapılır. Buna çeyiz altı denir. Çeyiz altından önce çarşıya çıkılır. İhtiyaç olan eşyalar da alınır. Bazen erkek evi için hazırlanan bohçalarda burada sergilenir. Çeyiz ve diğer eşyalar dualar toplanır. Ve sandıklara yerleştirilir. .Oğlan evinin erkekleri ve yakınları tarafından türkülerle çalgılar eşliğinde kız evine gelirler. Eskiden at veya develerle taşınan çeyizler şimdi arabalarla taşınmaktadır.

Sandık Kapama
Çeyiz kız evinden çıkmadan sandığın üzerine kız tarafından hatırlı bir kişi ya da 9-10 yaşlarında bir çocuk oturur. Bu kişi sandığı vermekte nazlanır ve ancak oğlan tarafının bahşiş vermesiyle kalkar.

Gelin Hamamı
Gelin kız hamama götürülür. Hamamın tamamı ya da yarısı tutulur. Kız evi tarafından okuyucu çıkarılır. Büyük evlere iki kalıp, küçük evlere bir kalıp Sabun hazırlanır. Bu sabunlar davetiye niteliğindedir. Hamama gelemeyenler sabun almayarak mazeret bildirirler. Kız tarafı natırlara bahşiş olarak kumaş verirler. Hamamda şarkılı, türkülü eğlence yapılır. Natırlar tarafından gelin kız alınarak, şadırvanın etrafı dolaştırılarak ”Erkilet Güzeli” türküsü söylenir. Daha sonra erkek tarafı gelin kızı alarak ipek peştamala sararlar. Ayağına gümüş nalınlar giydirilen gelin göbek taşını etrafında dolaştırılır. Sonunda gelin kız, oğlan evi kadınları tarafından yıkanır ve maniler, dualar okunur.

Damat Derintisi
Damat Derintisi oğlan evinde Salı günü olur. Mahallenin bütün delikanlıları bu toplantıya iştirak eder. Aynı kadınlarda olduğu gibi erkekler tarafından da türküler söylenir ve yüzük oyunu vb. oyunları en iyi oynayanlar bir araya gelirler. Bazen de erkekler köy meydanını ışıklandırarak halay çekerler, sinisin oyunu oynarlar. İkramlar verilir.

2- DÜĞÜN

Kına (Kız Kınası )
Kına gecesinin günü belirlenir. Erkek tarafından kına, kına mumu ve kına çerezi gelir. Bunlara bir sini baklava da ilave edilir. Kız evinden toplanan kadınlar, kızlar muhtelif oyunlar oynarlar, çalgılar eşliğinde türkü söyleyip eğlenirler. Kızın kınası başı bütün bir kadın tarafından yakılır. Kına kayınvalidenin takdir ettiği miktarda altın ile kapatılır. Kınadan söylenen türküler, maniler gelin kıza ayrılığı, annesine babasına özlemi anlatan, gittiği yerde uyum sağlamasını ikaz eden niteliktedir. Bunlarda amaç gelin kızı ağlatmaktır.

Kına eğer mevsim müsaitse ve dışarıda yapılırsa mahallenin erkekleri başlarını örterek damlara çıkarlar ve evlenecek kızları seçerler. Kız evinden bazı kişiler tarafından erkek evinden gelen misafirlere değişik oyunlar yapılır, eğlenceli, gönül kırmayan eziyetlerde bulunurlardı.

Erkek Kınası
Erkek davetliler bazen aynı evde bazen de gençler ve yaşlılar olmak üzere iki ayrı evde toplanırlar. Erkek evinden bir grup kız evine kına almaya gelirler. Kız tarafı erkek tarafına orasında kına, çerez dolu bir tepsiyi teslim eder. Duruma göre bu tepsiyi çeşitli şekillerde süslemektedirler. Kına getirilirken yolda başka bir kına ekibiyle karşılaşılırsa sevimli bir tartışma olur ve galip gelen taraf önce geçme hakkını kazanır. Bunun sebebi önce geçenin mesut olacağına inanılacağından. Kına erkek evine getirilir. Kuzeye doğru bir halı sarılır ve kınayı yakacak kişi soluna damadı, sağına sağdıcı oturtur. Damadın sağ eline, sağdıcın sol eline kına yakılır. Kınalar kırmızı kurdele veya kırmızı ipekli tülbent ile örtülür. Damat ve arkadaşları geç vakte kadar eğlenirler. Kına sabahının ertesi günü gelin kız hazırlanır, gelinliği giydirilir. Babası veya erkek kardeşi tarafından beline kırmızı kuşak bağlanır.

Gelin Göçerme-Koçu-Gelin Tutma
Damat tarafı, düğün günü akrabalarına koçu’ya buyurun diyerek gelin almaya çağırır. Koçu, gelin çıkarması, gelin tutma, gelin göçerme olarak da adlandırılır. Damat koçu’ya gelmez. Birkaç arkadaşı ile beraber hamama gider. Hamamdan sonra damat tıraşı yapan bir berber gelerek damadın ve arkadaşlarının tıraşı yapılır. Yada berbere gidilir. Kız evinden gelen çamaşır damada bekar biri tarafından giydirilir.

Gelin yola çıkarken güvey yastığı tabir edilen sırmalı yastık da erkek evine gelir. Kız evden çıkar çıkmaz evin bir odasında mum yakarlar, mum yakarlar, mum sönmeden tamamen yanıp biterse kızın mutlu olacağına inanırlar.

Kayınbaba evin kapısında gelini bekler, gelin kayınbabasının elini öptükten sonra kayınvalide veya kayınbaba gelinin başına para ve arpa saçar. Bereketi temsil eden bu uygulama neticesinde bu para ve arpalardan alıp kesesine, cüzdanına koyanların zengin olacağına inanılır. Kapıya kadar gelen gelin ayak direr ve yürümez. Damat kapının önüne çıkar ve gelinin koluna girer. Buna koltuk merasimi denir. Gelinin de yürümemesi üzeride kayınbaba geline bir mülk bağışlar. Gelin kapıdan girerken testi veya su küpü damdan atılır. Gelin içeri girince kayınvalidenin elini veya eteğini öper. Gelinin ayağının altına koyun postu koyulur ki koyun gibi uslu olsun. Gelin misafirlerin rahatça görebileceği yüksek bir yere oturur. Sabahleyin başlayan düğün akşam saatlerine kadar sürer. Düğünler çoğunlukla yemekli olur, yemek savir denilen sofrada yenir. Yemek sırasının şaşmamasına dikkat edilir.

3-DÜĞÜN SONRASI

Kız Arkası
Düğünden, yani Perşembe gününden sonraki Cumartesi veya Pazar günü akşam, oğlan evi yakın akrabalarıyla birlikte kız evine gider. Eskiden damat bu ziyarete giderken “ etek altı” denilen hediyeler götürürmüş. Bu hediyeler; kaynanaya hırka , entarilik kumaş, kaynataya Mushaf, varsa baldızlara yapık denilen eşarp ve mevsim meyveleriyle tatlıdan oluşurmuş. Şimdi bu adet unutuldu. Damat önce kaynananın, sonra kaynatanın elini öper. Çok rağbet gören misafirler, geç vakte kadar otururlar. Misafirler giderken kız evi, damatlarına namazlık halı (seccade), kızlarına da bir altın takarlar. 4-5 gün sonra, kız evi akrabalarıyla birlikte oğlan evine iade-i ziyaret yapar. Bu sefer hediye alışverişi olmaz. Bu ziyaretler yaz mevsimine rastlamışsa, iki taraf bağda (yazlıkta) göçülü oldukları için gündüz yapılır. Öğleden sonra, ağaçların altında, pehli denilen , güveçte (taş tencerede) yapılan etli patlıcan yemeği yenir.

Merasim bunlarla da bitmez. Düğünden sonraki ilk bayramda, kız evi damat ve gelinin ziyaretlerinde kız evi, damatlarına gömlek veya kravat, kızlarına da bir terlik hediye ederler. Kız evi, kızlarının ilk çocuğu olunca da “beşlik” denilen bir hediyeyi daha oğlan evine gönderir. “Beşik” de; çocuğa bir beşik, yazlık ve kışlık her türlü çocuk giyeceği, ailenin diğer fertlerine de çeşitli kumaş ve giyecek cinsinden eşyalar bulunur.
kaynak:kayseri valiliği resmi internet sitesi
 

Üst Alt