• HOŞGELDİNİZ..
    Ne yani, anlaşarak mı evleneceğiz, diyebilirsiniz... Anlaşmadan, beğenmeden evlenmek mümkün mü? Tabi ki birbirinizi tanıyacak, beğenecek ve anlaştığınıza emin olduktan sonra evlilik kararı vereceksiniz... İlk adımı BURADAN ÜYE OLARAK siz atın. Belkide mutluluk size bir tık kadar yakın...

Tekirdağ evlilik ve düğün gelenekleri

ad@min

Yönetici
Admin
Moderatör
Üye
Erkek
Konum
Türkiye
Tekirdağ Düğünleri
Tekirdağ'da Düğünler bazen salı günü başlayıp pazar günü sona erer. Bu düğünler "perşembe düğünü" ve "pazar düğünü" olarak adlandırılır.Köylerde daha çok "pazar düğünü" yapılmaktadır. Düğüne cuma gecesi kız evinde, cumartesi günü oğlan evinde başlanır. Düğüne komşular akrabalar ve köylüler katılır. Oğlan evine yakın bir yerde komşu evinde veya bir kahve ocağına giderek erkekler düğünü kutlarlar, çay, kahve içilir.Kadınlar hediyeleriyle birlikte düğün evine giderler, kız evinde ve erkek evinde cümbüş vardır. Kızlar rengarenk elbiseleri, pırıl pırıl parlayan oyalı grepleriyle maniler, türküler söyleyip oynarlar.Köyde delikanlılar, oynayan kızları 30-40 metre uzaktan seyrederler.Kızlara yaklaşıp laf atmak hoş karşılanmaz. Eğlenceler kızlarla delikanlıların karşılıklı bakışmaları, kızların delikanlıların imalı maniler söylemeleriyle sürer. Düğün, evlenme denilen geçit döneminin en belirgin özelliğidir.Düğünün geleneklere en uygun bir biçimde kullanılmasına çaba sarfedilir .Medeni nikahtan sonra yapılan düğünle, gelinle güveyin evliliği yasa, din ve bağlı bulunduğu topluluğun üyelerinin onayıyla geçerli sayılmış olur. Düğünden amaç kadın ve erkeğin evliliğini ilan etmek toplumun gözünde geçerli kılmak kutlamak ve kutsamaktır.

Çeyiz Götürme - Çeyiz Gösterme
Kız evinin, düğün tarihinden önce çeyiz adı verilen bir takım eşyaları hazırlayıp alması âdettir. Düğünden bir müddet önce damat ve gelin kendi yakınlarından bir kaç kişiyle giyecek ve ev eşyası almak için alışverişe çıkarlar. Buna "çeyiz düzme" denir.Çeyiz damat evine davul zurna eşliğinde bayrakla götürülür. Tekirdağ da çeyiz taşınırken sandığın üzerine oturma âdeti vardır. Bahşiş alınmadan kalkılmaz.Bu arada gelinlik, alınır veya diktirilir. Kızın çeyizi tamamlanınca konu komşuya gösterilir. Çeyiz düğüne bir hafta kala ve alay önünde oğlan evine gönderilir. Çeyiz oğlan evinde duvarlara asılır, masalar üzerinde sergilenir.Bu hazırlık tamamlanınca düğüne bir kaç gün kala veya bir kaç gün önce adına "okuyucu" ,"fike" veya "yiğitbaşı" adı verilen genellikle fakir vedul bir kadın, komşuları, hısım akrabayı ve diğer köylüleri tek tek gelin hamamı, hamam gecesi, ana kınası ve kız kınası için çağırır. Okuyucu kadının sepetinde yaşlılar için kına ve gençler için kırmızı kurdeleyle bağlı tel bulunur. Köyün yaşlı kadınlarına birer fincan kına verir. Genç kızları kız kınası için yapılacak olan peksimet yapımı için kız evine çağırır. Okuyucu kadına çağırdığı evlerden mendil, havlu, kumaş, para ve yiyecek gibi şeyler verilir. Köy kahyası da muhtelif yerlerde bağırarak düğünü ilan eder.

Gelin Hamamı
Köyün kadınları hamama çağırılır. Hamam parasını oğlan evi verir.Hamamda türküler söylenir, maniler atılır, tef eşliğinde oynanır. Gelinin arkadaşları sırayla gelinle oynarlar. Hamam sonrası kız evi yemek verir. Bu yemekte özellikle yufka böreği yapılır. Pirinç çorbası, dolma ve aşure vb. ikram edilir.

Hamam Gecesi
Bu gece hamama gelen kadınlar arasında yapılan bir eğlencedir.Gelin kız en güzel elbisesini giyer. Genç kızlar darbuka çalar, mani söyler.Oynarken gelinin başına hamam tası konur. Bunun içine para atılır.Toplanan bu paralar tellaklara bahşiş olarak verilir.

Kına Gecesi
Tekirdağ'da kına âdeti çok yaygındır. Türk inançlarında seçilmiş adak edilmiş olanı gösterme inancına göre kına işaretini taşıyan canlı ve cansız tüm varlıkların kutsallığına inanılır, onlara dokunulmaz. Bunlara dokunana uğursuzluk geleceği inancı yaygındır. Bunlar adanmışlar, bir tür koruma altına alınmışlardır (Kalafat, 1990:51). Kına yakılırken gelinin ve güveyin avucuna konan para kısmet içindir. Onları ömür boyu kötülüklerden koruyacağına inanılır. Bir tür saçıdır. Geline kına yakılırken başına al örtülmesi, al basmasından korunmak içindir. Kötülük ve nazardan korunmak için gelinin yüzü örtülür. Bazı köylerde kına öncesi gelin ve güveyin iki rekât namaz kılması eski Türk inançlarıyla İslâmiyet'in nasıl içice yaşadığının göstergesidir.Tekirdağ'da genellikle Cuma günü gecesi, kız evinde ana kınasını kutlamak üzere toplanırlar. Konuklar gelin evinin en yakın komşuları,akrabalarıdır. Bazan kınaya oğlan tarafından kızlar da gelirler. Mevsim yazsa dışarıda, kışsa içeride toplanılır. Gelin kına gecesinde gelinlik giymez ya nişan elbisesini ya da başka bir elbise giyer. Gelin kızın başı mum çiçekleriyle süslenir. Bazan kına gecesi için ince çalgı tabir edilen keman,cümbüş, darbukadan oluşan çalgıcılar tutulur. Çalgıcı tutulmazsa kızların çaldığı darbuka eşliğinde türküler söylenir, oyunlar oynanır.Kına yakılmadan önce, genç kızlar çeşitli kılıklara girerek oyun çıkarırlar. Mani atışırlar. Kına gecesinin son saatlerine doğru geline kına yakılır. Kına yakılacağı zaman gelini bir sandalyeye oturtup yüzünü kırmızı greple örterler. Gelin bu sırada ağlamaya başlar. Eğer ağlamazsa kınanır, ayıplanır. Gelinin kınasını yengeler yakar. Kına yakmadan Önce gelinin omuzuna bir mendil koyarlar. Gelinin ellerine ve ayaklarına kına yakarlar.Gelinin ellerini, gelinin çeyiz sandığından çıkarılan oyalı kına bezleriyle sararlar. Kına yakılırken kızlar kına vurma türküsünü söylerler. Eğer gelin uzak bir yere gidiyorsa kına yakılırken hasretliği, gurbetliği anlatan türküler söylenir. Gelini kına için bağlanmış elleriyle oynatırlar. Kına yakılırken para yapıştırırlar veya gelinin avucuna para koyarlar. Gelinin arkadaşları gelinin yanında kalarak sabaha kadar eğlenirler, hiç uyumazlar.Güneş doğmadan önce çalgılar alınarak köy içinde yakın bir çeşmeye gidilir. Gelinin annesi ve babası genç kızlara gelinin kınasını yıkatırlar. Gelinin avucundan çıkan paraların bir kısmını arkadaşlarına verirler, bir kısmını ise gelinin sandığına ve damadın cebine kısmeti açılsın diye koyarlar.Oğlan evi cumartesi günü sabahtan kız evini berbere götürür. Köyün bütün genç kızlarının saçları yapılır. Akşam için ince çalgı tutulur. Gelin o gece gelinlik giyer. Öğleye kadar iş biter, kızlar düğün evine dönerler. Bu sırada gelin salınması için davetliler toplanmıştır. Ağır bir müzik çalar. Bu müzik daha çok "Kırmızı Gül" türküsüdür. Ortaya bir sandık sandığın üzerinde bir içi su dolu bozuk paraların konduğu bir tas konur. Önde başında yeşil bir başörtü bulunan gelin ve kollarında iki yenge arkada ikişer ikişer gurup olmuş kızlar tasın etrafında üç defa dönerler. Gelin üçüncü turun sonunda sandığa bir tekme vurur. Tas devrilir bozuk paralar etrafa saçılır.Çocuklar bu paraları kapışırlar. Gelin önce yengelerin sonra davetlilerin ellerini öper. Cumartesi günü öğleden sonra oğlan tarafı kız evine gider. İki tarafın davetlileri bir araya gelir. Davetlilere akşam kız evinde yemek verilir.Köy halkı ve davetliler oyun alanında toplanırlar. Bu arada gelin davetliler gelene kadar kız tarafının bulunduğu bölümde oturur. Kızlarla oynar. Sonra gelin annesinin elini öper. Biri anne bir baba tarafından iki yenge kollarından tutarak gelini annesine getirir. Anne kızına takısını takar . Yenge kadınların boynuna ikişer metre, basma asar. Ayrıca mumlu tası taşıyan fike kadına da iki metre basma asar.Karşı tarafta oğlanın yengeleri el çırparak gelini istediklerini belirtirler. Yengeler gelinin koluna girerek kaynanasına getirirler. Kaynana gelinin ayağına ipekli bir elbise yayar. Gelin bunun üzerinden geçerek kaynananın önüne gelir. Kaynana gelinin yüzünü açar, başının üzerinden şekerle karışık bozuk para saçar. Bir şekerin yarısını kendi yer, diğer yarısını geline yedirir. Sonra takısını takar gelini getiren yengelere ve yiğitbaşı fike kadına hediye verir. Yerinden kalkarak yerine gelini oturtur. Oğlan tarafının yengeleri gelini hemen kaldırırlar. Çevredekiler alkışlarlar. Gelini başka yere oturturlar. Gelen hediyeler bir yorgan çarşafının içinde toplanır. Yiğitbaşı kadın hediyelerin tek tek kimlerden geldiğini söyler. Düğün bitmeden peksimet dağıtılır. Yanında şeker, kuru üzüm, fındık fıstık verilir.

Gelin Alayı:
Pazar sabahı gelini almaya gidecek olan alay arabalarını oğlan tarafı hazırlar. Kız tarafı da kızın eşyalarını gönderme hazırlıkları yapar. Alay arabalarının üstleri renk renk kilimlerle sarılır. Arabalar kapalı hale getirilir.Arabaların sayısı 6-15 arası değişir. Gelinin bindiği araba en yakın komşusunun arabasıdır. Son zamanlarda bu arabaların yerini özel taksi,minibüs ve traktörler almıştır. Gelin arabasına güveyin komşuları ve hala,teyze ve yenge gibi yakın akrabaları binerler. Çalgılar öndedir, bunların ardında gelin arabası ve diğer arabalar güle oynaya kız evine doğru yola çıkarlar. Alayda gençler içki içerler. Gençlerin başı alay bayrağını taşırBayrağa oğlan tarafından elbiselik kumaş asılır. Kızın evine gelince çalgılar bir yanda durarak çalmaya devam ederler, kızın babası yakınları ve komşuları arabaları karşılarlar, önde bulunan gelin arabasını içeri alırlar.Gelini arabaya bindirmek için akrabalar komşular ve köylüler evin avlusunu ve dışını doldurmuşlardır.Gelin alayı gelince köyün gençleri arabanın tekerleklerini, boyunduruğunu çıkarır saklarlar. Bir miktar para almadan bunları vermezler.Diğer yanda gelinin akrabaları bir odada toplanırlar. Evi terkedecek gelin kıza son kez ellerini öptürürler. Geline para verirler. Gelinin amcaları, dayıları takılarını takarlar . Gelinin yengeleri de birer havlu verir. Gelinin babası gelini arabaya bindireceği zaman gelinin beline kırmızı bir kurdeleyle üç defa sarar. Buna " kuşak kuşatma" denir. Alaya atlarıyla katılan gençler gelin arabasının önünde dururlar, mendil veya çevre isterler. Gençlerin bu arzuları gelinin bu iş için hazırlanmış bohçasından karşılanır. Alay köyün dışında uygun bir alanda durur. Çalgılar "koşu havası" çalmaya başlarlar. Atlı gençler at koşusuna geçerler. Koşu menzili 3-4 km dir. Verilen işaret üzerine koşu başlar. Birinci gelen atlı gelinin arabasına gider. Gelin alayının geldiğini müjdeleyen koşu yastığını alır ve damadın evine yollanır. Öte yanda bahçede traş edilmekte olan damadın sağdıcı koşuda birinci gelen atlının elinden bu yastığı alır, hediyesini verir. Yastık uygun bir yere konur ve günün hatırası olarak saklanır.

Şimşir(Ahret Dalı):
Gelinin ahret kardeşi veya arkadaşları tarafından hazırlanır.Köylerde kızlar birbirleriyle ahret tutarlar. Bunlardan hangisi önce evlenirse ona ahreti veya ahretleri şimşir hazırlarlar. Şimşire iğneden ipliğe ne varsa ondan konur (iğne, iplik, meyve, oyuncak , tarak vd.). Bunlar bir çam dalına iplikle tutturulur.Dalın ucu toprakla dolu bir tenekeye veya saksı ya yerleştirilir. Alay geleceğine yakın bütün davetliler çalgılar önde, gelin arkada ahretin evine gidilir. Orada bir saat oynadıktan sonra şimşir ve bohça alınarak eve gelinir. Buna karşılık oğlan evinde ahretliğe çamaşır ve elbiselik verilir. Delikanlılar tarafından alayın geldiği haber verilir. Gelini içeriye sokarlar. Kaynana içeri girerek gelinin çıkarılmasını ister. Bu sırada kızlar kaynanadan tel parası isterler. Kaynana gönlünden ne koparsa verir. O zaman gelinin arkadaşları bir halka halinde gelini ortaya alırlar. Mani söyleyerek kaynanadan şeker ve para isterler. Ama gelini yine de vermezler.Kaynanayı mutlaka oynatırlar. Yengeler gelini koluna girerek kaynanaya teslim ederler. Kaynana gelini alınca yenge lere hediye verir. Cebinden şeker çıkartarak geline ısırtır. Geri kalan yarısını da evli olmayan çocuklarına ısırtır sonra gelinin duvağını açar ve hediye dağıtır.

Telli Horoz:
Köyün gençleri gelin alayı gelmeden önce çalgıcılarla birlikte sabah ezan okunduğu zaman oynayarak oğlan evine giderler. Oğlan evinde damadı ve damadın yakın arkadaşlarını birer birer uyandırırlar. Bahçede oynarlar,eğlenirler. Buradaki eğlenceler bitince yeniden çalgılarla birlikte kız evine gidilir. Kız evi köy gençlerine ya bir bilezik veya bir elbise asar. Tekrar oynanır. Gelin, erkek tarafından gelenlerin ellerini öper. Her elini öptüren para verir. Gelinin yengesi de birer havlu verir. Köyün gençlerine büyük bir tepside, bütün her tarafı telle sarılmış bir pişmiş horoz, yanında çeşitli içkiler, peksimet denilen ufak kurabiye gibi şeyler verirler. Telli horozu yiyen içkileri içen gençler coşarlar, oynarlar ve silah atarlar.

Çömlek Kırma:
Gelin alayı kız evine gerince önce gelin çıkartılmaz. Gelinin arkadaşları türkü söyleyerek gelini kaynananın yanına getirirler. Kaynana bu kızlara para verir. Kızlar gelini kaynananın önüne getirerek bırakırlar. Gelin kaynanasının ve akrabaların ellerini öper. Gelinle kaynana oynarken aralarında çömlek kırar.

Toprak Bastı:
Oğlan tarafı gelin almaya gittiği zaman kız tarafının bayrağı ve çalgıları oğlan tarafının bayrağı ve çalgılarıyla birleşerek toplanırlar. Gençlerle konuşulur, anlaşılır. Bir miktar para ile mendil, çevre, havlu vb.verilir.

Gelin İndirme:
Alay koşudan sonra yavaş yavaş köy içine girmeye başlar. Alayın köye dönüşü ağır yapılır ve nihayet oğlan evine gelinir. Gelin arabası avluya çekilir. Diğer arabalardakiler, davetliler daha önceden yerlerini almışlardır. Oğlan damatlık elbiselerini giymiş hazır beklemektedir, Gelin arabadan indirilir. Başı al bir greple örtülüdür. Damat ,traşında bulunan arkadaşlarının ardından odasına çıkar. Önde sağdıcı olmak üzere gelin arabasına ilerler. Bu sırada sağdıç tasın içinde bulunan şeker, fındık ve ufak paraları etrafa saçar. Bu âdet yeni kurulan yuvanın, bugünkü gibi her zaman bolluk içinde yaşaması için yapılır. Damat gelinin önüne gelir, elini sıkar, önceden hazırladığı hediyesini, -bu genellikle altın ya da kağıt paradır- gelinin göğsüne iğneler. Bundan sonra yengesinin kolunda bulunan gelinin sağ koluna girer. Bu üçlü grup kapıya kadar alkışlar arasında ilerler. Kapıdan içeri yalnız gelin ve damat girerler. Güveyin arkadaşı kapıda bekler. Çalgılar bu arada "hoş geldin evimize" türküsünü çalarlar. Damat içeride bir süre eğlenir, sonra kapıda görülür. Elinde gelinin tutuşturduğu damatlık sigarası,ceket cebinde de dışarıdan ucu görünen bir çevre vardır. Sağdıç güveyin koluna girer, evin önünde bekleyen arkadaşlarının ve delikanlıların arasına katılır. Tebrik edilir. Düğünün şerefine halay çekilir. Davetliler kahve ocağına veya bir kahvehaneye giderler. Bu arada açıkgöz bir delikanlı damadın cebindeki çevreyi kapar. Topluluğa damadın şekeri ve sigarası dağıtılır. Damadın çeyiz odasını terketmesinden sonra gelin içeriden çıkartılır. Bir sandalye üzerine çıkarılarak hazır bulunanlara gösterilir.

Gerdek:
Törenden sonra yalnız kalan damat sağdıcıyla çıkar, gezer dolaşır, akşam yemeğini düğün evine en yakın bir komşu evinde sağdıçla yer. Oğlan evinde düğün için gelen erkeklerle yemekli bir mevlit okutulmaktadır.Mevlit yatsıdan önce biter. Damat, cemaatla birlikte yatsı namazına götürülür. Sonra caminin imamı da dahil olmak üzere cemaatın bir kısmı düğün evine dönerler. İmam bir dua okur. Damat ve sağdıcı orada bulunanların ellerini öperler. Damat yumruklanarak gerdeğe sokulur ve topluluk dağılır. Düğün sona erer.

Gelin Paçası:
Düğünün ertesi gün düzenlenen törene Tekirdağ'da"Gelin Paçası" adı verilir. Gelin paçası kadın ve kızlar arasında yapılır. Bu günde gelinin gelin gittiği evin erkeklerinin karıları dallı giyerler. Diğer kadınlar normal giysiler içeriside dir. Kadınlar çeşitli oyunlar oynarlar, mani türkü söylerler, eğlenirler.

Düğün Tatlısı:
Düğünden bir hafta sonra kız evi baklava, revanı vs. tatlılar yapar. Gelinle damat çağrılır. Bunların yanı sıra kız ve oğlan evinde davetliler çağrılır. Yemekten sonra gençler bir odada, yaşlılar bir odada toplanır, kendi aralarında eğlenirler.
 
Üst Alt